Kurumlar suç yatağına dönüşmüşse devlet iradesinden bahsedemeyiz

via alismetamorphosis.blogspot

Fevri bir halkız. Sorgulamadan öfkeyle harkeket ediyoruz. Ulus-aşırı siber çeteler ve yerellerdeki işbirlikçileri tam da bu zafiyetleri kullanarak kendilerine kirli bir piyasa inşa ettiler. Paralel yapılanmanın bakiyesi çıkar grupları, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşadıkları hezimete rağmen saldırılarını kurumlardaki renklendirme usulüyle sürdürüyorlar.

Telefon rehberlerini, sosyal medya arkadaş listelerini, ikamet bilgilerini ele geçiren; arkadaşlık ve akrabalık bağları, mezun olunan okullar, çalışılan işyerleri üzerinden kişilerin bağlantısallık şablonunu çıkaran; dijital takiplerden elde ettikleri verileri yapay zeka programlarının desteğiyle nitelikli dolandırıcılık ve nitelikli iftiralarda kullanan; tapu kayıtlarından hastane geçmişine, milyonlarca vatandaşın kişisel verileriyle yasalardan ve ortak değerlerden azade paralel ekonomilerini inşa eden kurumsallaşmış sağlı sollu suç yapılanmalarıyla karşı karşıya getiriliyoruz. Saldırıların geçmişi 2000'li yıllara kadar uzanıyor. 

Başlarda sms, telefon ve e-posta uygulamaları üzerinden ilkel trolleme yöntemleriyle yapılan sahtekarlıklar, dijital teknolojideki baş döndürücü ilerlemeyle birlikte ikna kabiliyeti güçlü, derinliği ve çapı dehşet verici boyutlara ulaşan sistematik bir saldırı yöntemine dönüştü. Nitelikli iftiraları gelir kapısına çeviren, çocuk istismarcısı sapkın çetelerden medet umacak kadar şirazeden çıkan cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar grupları kurumsal uzantılarıyla birlikte hareket ettiklerinden, devletin ilgili kurumlarında saygınlığını yitirmemiş muhatap da kalmadı.

Örgütlü saldırı düzeneklerinde bitmek bilmeyen bel altı tezgah ve kumpaslardan, çağa uyarlanmış dijital araçlarla sistematik hale getirdikleri istismarlardan, mahalle aralarına yerleştirdikleri adi çete elemanlarının tezgah ve oyunlarından ne kendimizi ne çocuklarımızı ne de aile büyüklerimizi koruyabiliyoruz. 

Yıllardır aleyhimizde üretilen manipulatif bilgi ve belgeleri ortalığa servis etmeyi görev edinmiş kişi ve adreslerin  hâlâ arsızca ellerini kollarını sallayarak toplum içerisinde yer buluyor olması, benim şahsi meselem olmasının ötesinde bir halk sağlığı ve kamu güvenliği sorunudur. Bu kişileri tek tek tespit edip yargıya taşıyacak merciler bellidir. Cezasızlık politikalarındaki ısrar, suça teşviktir. 

Umuyorum bu meseleyi nesnel boyutlarıyla ve objektif kriterlerle değerlendirebilecek liyakat sahibi şerefli insanlar kalmıştır. Ben bu kepaze düzeneklerle, bu düzeneklere bilerek ya da bilmeden hizmet eden hadsiz insanlarla ve çıkar ağlarına çalışan liyakatsiz kadroların saldırılarıyla tek başıma mücadele etmekte takdir edersiniz ki yetersiz kalıyorum. Yine de her koşulda elimden geleni ardıma koymuyorum. 



Bu blogdaki popüler yayınlar

Henüz 13 Yaşındaki Berfin Demir'in İntiharı Araştırılsın!

Etnik ve mezhepsel faşizme sırtını yaslayanların bizlere verdiği mesaj

Emniyeti ve Yargı birimlerini çocuk istismarcısı onlyfans'çı çeteler mi esir aldı?!