Türk Tipi Nomenklatura - Ahlaki çürümenin kurumsallaşmış halleri ve toplum tabanına yansımaları
via alismetamorphosis.blogspot
Devlete ve büyük sermaye gruplarına hâkim cemaatlerin liyakat karnesi, onlarca yıl ülkenin yağından balından ayrıcalıklı konumlarıyla faydalanan seküler statükocularınkinden geri kalmadı. Holdingleşen Sünni İslam çizgisindeki dini cemaatler Yargıda, Emniyette, İstihbaratta devlet kadrolarına yerleşerek kendi çıkar gruplarını inşa etti. Her iki kesim de modern rasyonel devlet yapısında olmaması gereken gericiliğin bayrak yarışını yaptı. Bu pay kapma mücadelesinin mutlak kaybedeni ise tekçi devlet faşizminin ötelediği kesimler oldu.
Yozlaşma devletin kilit kurumlarda başlarsa
Önemli bir kurumda yöneticilerin kendi kadrolarını kurması, çalışma prensipleri açısından normal karşılanabilir. Ancak o kadarla kalınmadığını bütün ülke biliyor. Liyakatin ortadan kalktığı, belli zümrelerin devletin imkanlarıyla haksız yollardan kazanç elde ettiği cemaatleşmenin sebep olduğu tahribat 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla herkesin gözleri önüne serildi. Darbe bastırılsa da en kilit kurumlara çöken paralel yapılanmanın bakiyesi cemaat/hemşerilik çıkar ağları varlığını sürdürmeyi başardı. Çünkü üleşilen kaynak çok büyüktü.
Basit bir kadrolaşma yarışıyla sınırlı kalmayan, geniş bir arka plana ve birbirine eklemlenen çıkar gruplarına uzanan Türk Tipi Nomenklatura sömürüsünün topluma yansıyan farklı boyutları var. Farz-ı misal, Anne ve çocuğu merkeze koyması gereken Mahkemelerin, Savcılığın, Emniyet birimlerinin üçüncü şahısların güdümünde hareket etmesi kabul edilemez.
Yozgatlı Gür ailesinin hayata tutunma biçimi paraya ve güce yaslanmak olmuş. Başkasına ait olan hakkı gasp etmek aile geleneğine dönüşmüş. Ülke sermayesinin dümenini tutan TMSF gibi ciddi bir kurumun çatısı altında toplumun ortak değerlerini alaşağı eden, aldatma ve sadakatsizlik üzerine kurulan, hiç olmaması gereken düzeysizlikler de sergilenmiştir.
Eski eşim Fatih Kemal Altaylı TMSF Yozgat kontenjanına boşuna iç güvey yapılmadı. Berbat bir eş olmasına karşın sadık ve dürüst bir devlet memuruydu. BDDK ve TMSF'nin kuruluşundan itibaren operasyonel görevlerde bulundu. Dünyada bir ilk olan bankacılık sektöründeki batış sürecine ilişkin ciltlerce kitabın yazılmasında -kitapta adı geçmese de- büyük emekleri oldu. Kurumda hakkı yenen ve yönetim kurulu üyeliklerindeki huzur hakkı kesilen biriyken Yozgatlılar el verdiler. Önce departmanını değiştirdiler. Sonra içgüvey yaptılar. İçine çekildiği kaset/kumpas/şantaj ağından da kurtardılar. Ve elbette bunları onun kaşı gözü için yapmadılar. TMSF'deki cemaat hemşerilik çıkar ağlarıyla çalışan Yozgatlı klanı onu altın yumurtlayan tavuk olarak gördüler.

