Kayıtlar

1340 yıllık katliam sürüyor

Kulaklarımızda, yüreğimizde hâlâ o sızı var Dersim'e 9 km uzaklıktaki Meytan Köyü’nde yaşayan 90 yaşındaki Yumoş Bakıray. Katliam sırasında 15 yaşında olan Yumoş Nene’nin yüzündeki çizgiler, çorak toprakları andırıyor ama belleği pırıl pırıl. “O acıyı, katliamı bizden iyi kim anlatabilir ki oğul. Etimizde, kemiğimizde, kulaklarımızda, yüreğimizde hâlâ o sızı vardır” diye başladı ve şöyle devam etti Yumoş Nene: Kadınları kurşuna dizmediler, tecavüz ettiler “1937 yılında Turişmek köyü Robaik mezrasında, ailemle yaşıyordum. 15 yaşındaydım daha. Askerler katliamdan önce gelip köydeki evlerde bulunan bıçaklarımızı bile toplayınca babalarımız, dedelerimiz şüphelendi aslında. Askerler katırlarla aylarca bölgeye sevkiyat yaptılar, çadırlar kurdular, silahlar getirdiler. Katliam gününde bizim köydeki insanları başka bir köye götürdüler. Biz kaçtık, ormana saklandık. Oradan seyrediyorduk korkuyla. Çevredeki köylerden toplananları ilk önce kadın ve erkek olarak iki ayrı gruba ayırdılar. O anı...

Devlette beka sorunu yok, devlette liyakat sorunu var.

Resim
  via alismetamorphosis@blogspot Liyakatsizlik keyfiliği, keyfilik usulsüzlüğü doğurur Kasım 04, 2020 Yeni kimlik kartlarıyla ilgili usulsüzlüklere hazırlıklı olun... * Vatandaşı farklı tarihlerde yalan beyanla yanlış yönlendiren İstanbul Maltepe İlçe Nüfus Müdürlüğü personeli araştırılsın.  * Değiştirilmeyen yeni kimlik kartı şifreleriyle ilgili ileride ortaya çıkabilecek olası usulsüzlükler araştırılsın.  * Yeni kimlik kartı şifre işlemleri için gittiğim Maltepe İlçe Nüfus Müdürlüğünden üçüncü defa  "şifre değişikliği yapılmıyor", "KİOSK cihazı yok"  açıklaması üzerine tutanak tutulması için  İlçe Nüfus Müdürünün odasına yöneldim.  (Kişiye özel pin/puk şifreleri hologramlı etiket formunda olmadığı için de tutanak tutulmasını talep ettim) . * İlçe Nüfus Müdüründen "KİOSK CİHAZI VAR AMA SAKLADIM", "istersen gel değiştirelim" yanıtını aldım.  * Bir kamu yetkilisine yakışmayan tavırlar ve tutarsız davranışlar sergileyen İlçe Nüfus Müdürünü ve vatan...

"Hiçbir önerme kusursuz bilgi iddiasında bulunamaz"

Resim
 "... ' Demirden faşist kafalı Aydınlanma filozoflarının'  temel üç hatası ' araçsal akıl' , ' özdeşlik ' ve ' kavram fetişizmi' dir. Bu üç merkez üzerinden inşa edilen tüm aydınlanma paradigmasının ütopyaları gerçekleştiğinde birer şiddet canavarına dönüşmüştür. Adorno’nun tabiriyle 'Gerçekleşmiş ütopya, cehennemin ta kendisidir. ' ve aslında 'Hegel’in Tin’i, Auschwitz’in kapısında ölmüştür.' Tüm ütopyalar birer sistem olarak gerçekleşmek üzere kendilerini dayatırlar ve bu dayatmada kaçınılmaz olarak “öteki, başkası” her zaman ihtiyaç duyulan bir nesne olarak konumlandırılır. İşte tam da bu noktada Nazi soykırımının kurbanları demirden faşist kafalılar için sadece birer nesneydiler. Çünkü her ütopya bir sistem dayatmasıdır ve bunun karşısında durabilmek için tek alternatif ise sürdürülebilir bir anti sistemdir. " - Gürgün Karaman'ın yazısından alıntıdır: bknz

"Zamanın Ruhu" yoktur, geçmişleriyle yüzleşebilen ilerici toplumlar vardır...

Resim
"ABD’de faşizmin doğal bir altyapısı vardır ve bu da toplumun beyaz çoğunluk ve geride kalanlar arasında derin biçimde bölünmüş olmasıdır. Geride kalanlar en başta Afrikalı-Amerikalılar ve Amerikan yerlilerinden oluşur, tıpkı Theodore Roosevelt gururla oturduğu atın üstünde geleceğe bakarken yanında yürüyen iki 'hizmetkâr'ı gösteren heykeldeki gibi. İşte Trump’ın yararlanmaya çalıştığı taban bu beyaz ırk üstünlüğü savunucularıdır."

Saygınlık ortak bir değerdir, cezasızlık saygınlığı öldürür...

Resim
 " Yalana ve çıkar ilişkilerine batmış enformasyon ağlarıyla hareket eden kişi ve kurumlar yargıya taşımaz ise DEVLET denen kurum fuhuşun, pedofil çetelerinin, konut dokunulmazlığı ihlallerinin, yıllara uzanan nitelikli iftira düzeneklerinin baş ortağı olarak kalır...  Devlet denen kurum bir anneyi ve evladını hedefe koymayı kendine iş edinen kurumsal destekli organize suç çeteleriyle baş edebilecek iradeye, güce ve saygınlığa sahip değil midir?"  via alismetamorphosis@blogspot At izinin it izine karıştığı dijital dünyada herkes yaptıklarının hesabını yargı karşısında verecektir.

Bank Asya - 25 Ekim 1996

Resim
  Bank Asya 25 Ekim 1996 tarihinde İstanbul’da açıldı. Bankanın açılış törenine Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Fethullah Gülen ve Tansu Çiller gibi önemli isimler katıldı. Bank Asya 25 Ekim 1996 tarihinde İstanbul Altunizade'de açıldı. Açılış siyaset dünyasından çok önemli simaları bir araya getirdi. Dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, Devlet Bakanı Abdullah Gül, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski bakanlardan Abdülkadir Aksu ve Fethullah Gülen katıldı. [Kaynak: Hürriyet Gazatesi]

Kriz kimini teğet geçer

Resim
"... ekonomik gerçeği ucundan köşesinden görüp anlayan ve birazcık vicdan sahibi hiç kimse açıklanan; büyüme, işsizlik, enflasyon, gelir bölüşümü, dış ticaret verilerinin gerçeği yansıtmadığını rahatlıkla söyleyebilir. Bu gerçeği de en çok piyasa tahmincileri bilir!... Bir şeylerin gerçekten 'iyi' ya da 'kötü' olmasından ziyade nasıl gösterildiği önemli hale gelmektedir. Eğer gerçek beklentilerle uyumlu değilse gerçeğin görüntüsüyle oynanır, olur biter. Üretim alanlarına ve piyasaya gittiğinizde gırtlağına kadar borca batmış ve çekleri ödenmeyen küçük üretici ve esnafla rahatlıkla karşılaşırsınız. Acaba neden “iyimserlerin” sesi, kötü durumu bizzat yaşayan geniş kesimlerden daha çok çıkar? Çünkü, iyimserler “yalan da olsa” olumlu beklentiler yaratır. Aslında ölüyorsunuzdur hızla ve bunu biliyorsunuzdur ama hızla sağlığınıza kavuştuğunuzu birisi söylediğinde hoşunuza gider, öyle sanırsınız! Ama sonra ölürsünüz, iyi şeyler beklerken ölen biri olursunuz o kadar! ...

Kâr etmeye odaklı firmanın "insancıllık kılıfı"

Resim
İnternetten yemek sipariş devi bir firmanın başındaki kişi olayın daha ilk saniyelerinde çıkıp, kurtarılan kızın hayatı boyunca bütün eğitim masraflarını üstleneceğini söylüyor. Ana haber bültenlerinde spikerler bile "Köfte sipariş etmek isteyenler adres soruyor" diye haber yapıyor.  İnsanları kendileri gibi aptallaştırıyorlar. Kâr hırsıyla her şeyi örtük/açık reklam malzemesine çeviriyorlar. Koordine bir sistemle bunu başarıyorlar. via elamidirius@blogspot Ah Agah Hoca ahh... "Bir elin verdiğin öbür elin görmesin"  diyen kadim gelenekten nerelere savruldu yurdumun çapsız insanı... Kendi firmasının reklamını üç yaşındaki depremzede üzerinden  yapan zihniyeti anlatıyor Agah Aydın.  Ruhunu kapitale satmış, fırsatçılığın kitabını yazmış insanları ve  bu insanlara methiyeler düzen çürümüş ekonomik sistemi mümkün mertebe ifşa etmek gerekiyor. "Depremzedelere yardım eden yardım alandan daha çok çıkar elde ediyorsa ona yardım değil sömürü denir. Yardımlarınızda şirket...

You'll never wolf alone

Resim
 

"Savaşın bile bir hukuku vardır"

DEVLETTEKİ CEMAATLEŞMENİN TOPLUMSAL TABANDA SEBEP OLDUĞU TAHRİBATIN İZLERİ: via alismetamorphosis@blogspot Savaşın bile bir hukuku vardır Bizi tefe koyanların hukuku Emevi Zihniyeti'nde olduğu gibi "öteki" olarak kodladıklarını kadın da olsa çocuk da olsa ganimet olarak görmektir. Emevi Zihniyeti'nden kastım asla ilkeli dürüst Sünni Müslümanlar değildir. Bu zihniyetin coğrafyamızdaki en güçlü temsilcisi statükocu güç odakları ve onlarla dirsek temasındaki çıkar gruplarıdır. Oğlum Cem on altı yaşında bir genç oldu. Hiç kolay olmayan son dört yılını bütün zorluklara rağmen geride bıraktı. Kurumsal destekli organize bir şebekenin marifetiyle benim güvenli alanımdan tamamen çekilerek siber ve akran zorbalıklarına maruz kaldı. Eş zamanlı olarak oturduğum binaya kadar uzanan cemaat/hemşerilik ilişkileri üzerinden ahlaksız itibarsızlaştırma düzenekleri devreye girdi. Sistematik  istismarın hem öznesi hem nesnesi haline getirilen çocukların  kimler tarafından kumanda ed...